Hasan Fehmi Güneş ten Tarihi İtiraf (Video)
Eski İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş Maraş katliamında şahit olduğu olayları anlattı, 33 yıl sonra bir itirafta bulundu.Maraş olaylarından sonra İçişleri Bakanı olarak göreve getirilen Hasan Fehmi Güneş Söz Sende’de Balçiçek İlter’in sorularını yanıtladı. Hasan Fehmi Güneş, "faşist bir plan" dediği Maraş olayları hakkında çarpıcı açıklamalar yaptı. Hasan Fehmi Güneş’in gündem yaratacak açıklamalarından satır başları şöyle:MİT İTİRAFIMaraş, katliamı göz göre göre geldi. Fakat önüne geçilemedi, çünkü istihbarat bize bunlarla ilgili bilgi vermiyordu. Olaylar başladı, Vali’ye istihbarat verilmedi, askeri çağırmakta da geç kalındı. Gelen asker de yeterli değildi. Ben istihbarat örgütünün oradaki cinayetlere, oradaki katliama katkı yaptığını düşünüyorum. Engel olmayı bırakın, MİT bizzat katkı yaptı… Bakanlık görevim boyunca MİT’ten bilgi alamadım. Başbakanımız Bülent Ecevit, bana güvenirdi, benimle bu konuları konuşurdu. Ben MİT’e yönelik şikayetlerimi ona söylediğim de o da bana dert yanardı. Bir keresinde şöyle bir olay anlatmıştı: "Çok iyi yetişmiş birini MİT’te görevlendirtmek istedim. O kişiyi MİT’e almadılar." Başbakan’ın istediği kişiyi MİT’e almamışlar! Bunun üzerine ben de "Ne yapacağız bu MİT’i? Lağvedelim o zaman. Yerine yenisini kuralım." dedim. Sayın Başbakanı’mız güldü ve bunu benim gençliğime verdi.ASIL DERT SIKIYÖNETİMDİYapılmak istenen oradaki insanları öldürmekten ibaret değil, asıl istenen Türkiye’nin askeri yönetime devredilmesiydi. Darbe deyin, sıkı yönetim deyin ne derseniz deyin. Tek istenen bunlar için ortam hazırlamaktı. Ecevit sıkı yönetime hep karşı çıktı. O dönem siyaset adamları bile "Hükümeti bırakın gidin, askere teslim edin." diye beyanatlar veriyorlardı.MGK’DA SIKIYÖNETİM TARTIŞMASIBu acı olaylardan sonra 13 ilde sıkı yönetim ilan edildi. Ama askeri darbe olmasını isteyenler Türkiye genelinde sıkı yönetim ilan edilmesini istiyordu. Ben MGK’da İçişleri Bakanı olarak 2 ilde sıkı yönetimi kaldıralım diye bir teklif sundum. Böylece yavaş yavaş normale dönebiliriz diye düşünmüştüm. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk ve Başbakan Bülent Ecevit de beni destekledi. Sonra askeri kanada söz verildi. Rahmetli Ersin, önünde bir defter var, askeri kanat ne söyleneceğini yazmış o da oradan okuyor. Özetle "13 il yeterli değil, Türkiye genelinde sıkı yönetim ilan edelim." dediler. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı "Ne yapacağız şimdi?" diye sordu. Ben "Oylayalım." dedim. Ben öyle deyince Başbakan Ecevit, Cumhurbaşkanı’na "Hayır efendim, biz MGK’da hiçbir zaman oylama yapmıyoruz. Oy birliğiyle karar alıyoruz. Siz iki tarafı da dinlediniz, siz karar verin." dedi. Korutürk de "Öyleyse ne arttıralım, ne eksiltelim. Olduğu gibi devam edelim dedi."’EVLADIM NİYE BİZE BÖYLE YAPTILAR?’Fehmi Güneş Maraş katliamını da İlter’e şöyle anlattı:Maraş olaylarının üzerinden 33 yıl geçti… Galiba hatırlatmamız lazım, yüzleşmemiş lazım. Katılır mısınız?Aslında zor bir konu… Ama söylediğiniz gibi hatırlanması, yanlışlarımızın görülmesi ve onların düzeltilmesi için gerekenin yapılması lazım. Görüp unutarak hiçbir şeyi çözemeyiz. Yenilerini yaşamamak için bunları hatırlamamız gerekiyor.Bir de "Özür diledik" "Hepimizin kalbi Maraş’ta attı gibi bir takım hamaset kokan laflar yetmiyor gibi geliyor bana….Bu olayları tekrar incelerken farkettim ki normal bir insanın dayanamayacağı kadar acı şeyler var. Bunları hatırlatmamak mı gerekir acaba diye düşünüyorsunuz. Ama o günleri yaşayanların acılarını telafi edecek hiçbir şey yapılmadıysa, onu unutmaya hakkınız yok demektir.Maraş olaylarından sonra İçişleri Bakanı istifa etti, siz göreve geldiniz ve Maraş’a gittiniz… Biraz anlatır mısınız o dönemi?Evet… Senatoda grup başkanvekiliydim. Olaylar olduğu zaman İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı’ydı. Sıkı yönetim ilan edildi. Sıkı yönetimden 15 gün kadar sonra bir senato heyeti Kahramanmaraş’a gitmeye karar verdi. O heyetin içinde ben de vardım. Orası savaş yeri gibiydi. Tarif etmeye kelime hazinem yetmeyebilir. "Savaş yeri" kelimesi bile yeterli değil, insanın kendi kendini tahrip ettiği bir yer. ‘Kahraman’Maraş niye kahraman? Emperyalistler saldırdığı zaman dik durmuşlar. Düşmana karşı vatanlarını korumuşlar. Birbirlerine kenetlenmişler… Gittiğimizde oradakilerin hepsi küskündü. Hiçbirinin yüzünde bir canlılık alameti yoktu. Yörükselim mahallesini ve diğer mahalleleri gezdik. Harabe, yanmış, yıkılmış evler var. Ölüm hissediliyordu, ölüm kokuyordu Maraş…Peki, konuştunuz mu insanlarla?Saldırıya uğrayanları toplamışlardı, belli yerlerde tutuyorlardı. Bir kısmı spor salonundaydı, yanlarına gittik. Yerlere döşekler serilmiş. Bir kısmı yaralı yatıyor, bir kısmı ağlıyor. Gidip geçmiş olsun demek bile kifayetsiz geliyor. Ne diyeceğinizi bilemiyorsunuz. Orada beni çok etkileyen bir şey oldu. Yaşlı bir kadın geldi, bana eliyle dokundu; "Evladım, niye bize böyle yaptılar?" dedi.Çok ağır bir soru bu… Ne cevap verdiniz?Hiç cevap veremedim. O insanın yüzünü gösterebilsek, yüzünü anlatabilsek, gören herkes inanıyorum ki çok üzülecektir. Kim olursa olsun.Hala gözleriniz doluyor…Orda da öyle oldu. Çok etkilendim. Kahramanmaraş’ta büyük bir cinayet, bir katliam oldu. Ve ben bu katliamı Kahramanmaraşlılar’ın birbirine yaptığı kanısında değilim. Getirilen, tedarik edilen kişiler Maraşlılar’a yaptı.Ama tabi bir Maraşlı da alet oldu…İşte kahramanlık payesini kazanan bir beldenin halkının bunu yapamaması gerekirdi. Bize anlatılanlar içerisinde çok acı olaylar vardı…’ÖLMÜŞ BİR ÇOCUK CESEDİ, KAZANA ATILMIŞ, KAYNATILMIŞ’Biraz anlatırmısınız o olayları…Mahkeme kararına da geçmiş olaylardan biri… Bir ailenin evlerini yakıyorlar. Yakılmasına direnenlere şiddet gösteriyorlar, vuruyorlar… Ellerinde silah var. Bu silahlar da daha önce getirilmiş, depolanmış, bir iddiaya göre. Yörükselim’deydi bu olay. Yörükselim en çok şiddet uygulanan mahallelerden biri. İlkokul öğrencisi 10 yaşlarında bir çocuk, kaçıyor kurtuluyor ellerinden. Komşularından birine gidiyor, o eve sığınmak istiyor. Çocuğu içeriye almıyorlar. Mesela bir yerde kazan içinde ölmüş bir çocuk cesedi bulunuyor. Kazana atılmış, kaynatılmış..Korkunç bir vahşet bu! Bir de ellerinden çiviyle çakılıp öldürülenler varmış…Ağaca çakıp ateş edildiği söyleniyor. Biz yüce bir milletiz, bunları affetmemeliyiz. Bunları araştırmalı ve önlemeliyiz. Bir daha böyle acılar yaşamamalıyız. Ben bunun başka ölçülerle, dünyaya biçim vermek iddiasında olanların planlarına ve ya projelerine kanmak suretiyle meydana geldiğini düşünüyorum. Buna inanmayacak, buna karşı direnecek, ulusal beraberliğimizi koruyacak, emperyalistlere karşı savaş vermiş bir ulus olmanın şanına yaklaşır bir bilinci gerçekleştirmemiz için bunları konuşmalıyız… Ben yargıda da bulundum, davanın hükmünü okurken ağlamamak için kendimi zor tuttum.Siz orada yaşananlar, olan biteni en iyi gören isimsiniz. O dönemde yönetimin hiçbir hatası olmadı mı?Var tabi, maalesef. Ben o dönem bakanlık yaptım. Maraş’tan geldikten iki gün sonra Başbakanımız Bülent Ecevit, beni bakan olarak görevlendirdi. O zamanki Vali’miz Tahsin Soylu ile de görüştüm. Anladığım şu bir kasıt yok, ama aciz kalmış. Askeri birlik çağırmakta, önlem almakta acz göstermiş. Bir kaç gün önce oralara gelip nufüs sayımı yapacağız diye gelenler olmuş.Evet onu hatırlatalım. Nüfus sayımı yapacağız diye, alevilerin evi tespit edilmiş…Evet, yakılacak evler işaretlenmiş. Bazı evlere de kendi parti amblemlerini falan koymuşlar.Bütün bunlardan bir saldırı olacağı anlaşılamaz mıydı?Anlaşılabilirdi, yönetim bu demek. Gerçi istihbarat bilerek bilgi vermiyordu bize. Ben istihbarat örgütünün oradaki katliama katkı yaptığı konusundaki iddianın aklanmadığı kanısındayım.’GÜNEŞ: MARAŞ’TA BİR AMERİKALI GEZİYORDU’ İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

