Türkiye nin AB Üyeliğinde Son Durum
Avrupa’nın kurucuları, nefret ve güvensizlik kültürünün aşılması için ortak çıkarlar ve bakış açıları belirlemek zorunda oldukları konusunda ikna oldular. Belçika’nın EU Observer adlı haber portalının haberidir.Bu süreçte, dinî inanç veya laik kültürel nosyonlara ve değerlere atıfta bulunmadılar. Ne coğrafi ne de felsefi olarak kültürel ve dinî bağlar üyelik kriterinin bir parçası durumundadır ve hiçbir zaman Avrupa tarihinin bir parçası da olmamıştır. AB Anlaşması’nın 2. maddesinde belirlenen Avrupa değerlerine uyan ve bunları güçlendirmeye bağlı olan her Avrupa ülkesi, Anlaşmanın 49. maddesi uyarınca AB üyesi olabilir. Bu anlamda, Avrupa’nın değerlerini kucaklayan ve ortak çıkarları destekleyen ülkelerin üyeliği, başka bir düşünceye veya kritere tabi olmamalıdır. Genişleme her şeyden önce, Kıta’daki herkesin yararına barış ve istikrarı pekiştirmeyi amaçlayan siyasi bir hedeftir. Ayrıca Avrupa değerlerinin sınırlarını genişletmenin bir aracıdır. Genişlemeyle AB, sadece coğrafi olarak değil siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal olarak da genişlemektedir. Genişleme doğrudan AB’nin küresel bir güç olarak ortaya çıkmasına hizmet eden bir mekanizmadır. Çabaları derinleştirmeye ve genişletmeye harcanan 50 yıldan sonra AB’nin "iddialı küresel bir aktör" mü yoksa "Asya Kıtası’nda ilgisiz bir Batılı yarımada" mı olacağına karar verme vakti gelmiştir. Tüm bunlar dikkate alındığında ve ön yargılarla iç politika bir yana bırakıldığında, ortaya çıkan manzara, Avrupa’nın Türkiye’nin üyeliğinden çıkarının, Türkiye’nin Birliğe katılmaktaki çıkarından daha az olmadığını gözler önüne serecektir. Ekonomik bir bakış açısından, bu katılımın avantajları dikkate şayandır ve birkaç sözle özetlenebilir: "Yasal uyum, yeni pazarlar, ticari fırsatlar ve yatırım ihtimali." Ekonomik iklimi ve dünya ekonomisinin mimarisini değiştiren ekonomik kriz de Türkiye’nin katılımının AB için kayda değer ekonomik fırsatlar sunduğunu gösteriyor. Dünya Bankası istatistikleri, Türkiye’nin dünyanın en büyük 16. ve Avrupa’nın en büyük 6. ekonomisi olduğunu gösteriyor. OECD’ye göre Türkiye’nin gelecek dönemde OECD ve Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisi ve 2017 yılına kadar 2. en hızlı büyüyen ülke olması bekleniyor. Türkiye ayrıca dünyada ekonomik iyileşme için gereken itici gücü sağlaması beklenen ülkelerden biri. Bugün Türkiye, AB’nin 7. en büyük ticaret ortağı ve AB ise Türkiye’nin başlıca ticaret ortağıdır. Türkiye ayrıca katılımından çok önce AB ile Gümrük Birliği oluşturan tek ülkedir. Fırsat Penceresi BM’ye göre Türkiye 21. yüzyılın ortasına kadar sürmesi beklenen bir "demografik fırsat penceresi" dönemine girdi. Genç, iyi eğitimli ve son derece kalifiye iş gücü, AB’nin yaşlanan nüfusundan kaynaklanan yapısal eksikliklerine çare olabilir. Geniş ve büyüyen iç piyasası, olgun ve dinamik özel sektörü, bölgedeki öncü rolü, liberal ve güvenli yatırım ortamı, yüksek kalite ve uygun maliyetli iş gücü tedariki, gelişmiş altyapısı ve kurumsallaşmış ekonomisi sayesinde Türkiye, AB’ye hatırı sayılır ekonomik kazanımlar getirecektir. Hızla büyüyen ekonomisiyle Türkiye, AB bütçesine yük olacağına dair bütün endişeleri dindirmektedir. Tam tersine Türkiye, AB’nin Asya ve Amerika’da yükselen piyasalar karşısında rekabetçi bir avantaj elde etmesine yardımcı olacaktır. Muhtelif uzmanlarca söylendiği üzere Türkiye’nin üye olması ayrıca AB değerlerinin dışarıda desteklenmesine de önemli bir katkı sağlayacaktır. Türkiye gündem belirleyici ve karar verici rolüyle, Avrupa Konseyi, OECD, AGİT ve NATO gibi pek çok uluslararası örgütün üyesi ve bazılarının kurucu üyesidir. Bu örgütler içinde Türkiye, herkesin yararına demokrasi, istikrar, dayanışma ve refahı desteklemeye çalışmaktadır. G-20 üyeliği de uluslararası arenada oynayabileceği jeostratejik rolü göstermektedir. Dahası, dünyanın enerji kaynaklarının yüzde 70′i Türkiye’nin güneyinde ve doğusunda yer alırken dünyanın en büyük enerji tüketicisi Avrupa, Türkiye’nin batısında bulunmaktadır. Türkiye’nin merkezî coğrafi konumu AB’ye enerji tedarikinin güvenliği ve sürdürülebilirliği açısından da çok önemlidir ve bu neredeyse her ekonomik faaliyet için olmazsa olmaz bir koşuldur. Konumu, Türkiye’yi, AB’nin önemli stratejik bir müttefiki yapmaktadır. Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya, Orta Doğu ve Güney Akdeniz ile yakın tarihî bağları ve yakın zamandaki deneyimleri, bu önemli ve hassas bölgelere yönelik AB politikalarının şekillendirilmesine olumlu katkılarda bulunmak için Türkiye’ye gereken değerleri sağlamaktadır. Ortak Kader Eski Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın dediği gibi "Avrupa Birliği ve Türkiye ortak bir kaderi paylaşmaktadır." Bu ortak kaderi teyit ederek Doğu ile Batı arasında diyaloğun mümkün olduğunu ve İslam ile diyaloğun sadece kurulabilir değil aynı zamanda kârlı ve kazançlı olduğunu kanıtlamayı amaçlıyoruz. Avrupa 15-20 milyon Müslüman’ı kendi vatandaşı saymıyor mu? Ortak kaderimiz dünyada barışı destekleme konusundaki ortak kaygımızda da aşikâr. Türkiye bir ülkenin toplumunu, ekonomisini, siyasetini dönüştürme ve güçlü ve demokratik bir bölgesel aktör hâline gelme ihtimalini simgeliyor. Başbakan Erdoğan tarafından demokratik ve laik bir ülke olarak tanımlanan Türkiye, birkaç Güney Akdeniz ülkesi tarafından demokratik dönüşüm için giderek daha fazla ilham kaynağı olarak görülüyor. Yabancı düşmanlığı, ırkçılık, belli dinlere ve kimliklere karşı ön yargıların artması bugün insanlığı pek çok açıdan tehdit ediyor. AB üyesi olarak Türkiye, zengin tarihî ve kültürel mirası, Batılı ve Doğulu kültürler arasında köprü olma, coğrafi konumundan kaynaklanan çok yönlü kimliğiyle AB’yi Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu’ya yakınlaştıracaktır. Türkiye’nin jeostratejik konumu, AB vatandaşları ve dünyanın tamamı için daha güvenli ve istikrarlı bir ortam yaratılmasına yardımcı olma imkânı tanımaktadır. Türkiye’nin AB üyeliği, Birliğe küresel bir güç olma arzusu için avantaj sağlayacaktır. Ancak Türkiye’nin 1999 yılında Avrupa Konseyi tarafından oy birliğiyle aday olarak kabul edilmesinden beri katılım müzakerelerinin yavaşlığı hayal kırıklığı yaratmaktadır. Yarattığı hüsran AB’nin güvenilirliğini tehdit etmektedir. Stratejik ve vizyon sahibi bir liderlik sergilemenin zamanı gelmiştir. 2001 yılından beri Türkiye’nin demokrasisi önemli değişiklikler geçirmiştir. Parlamentodan son on yılda yüzlerce yasa ve mevzuat geçmiştir. Bu değişiklikler insan onuru, sosyal adalet, özgürlük ve demokrasi adına yapılmaktadır. AB, bu çabaları teşvik etmeli, sözünden caymamalıdır. Çeşitlilik İçinde Birlik Avrupa ideali, yeni bir dinamizm ve sinerji yaratmak için Avrupa ülkelerinin farklılıklarını bir araya getirmeyi amaçlamaktadır. Avrupa Birliği’nin düsturu ve gerçek ideali -ve belki başlıca zorluğu- "çeşitlilik içinde birliği" gerçek kılmaktır. Şayet Avrupa ülkeleri gerçekten "çeşitlilik içinde birleşirse" Türkiye’nin katılımı tehdit değil sadece daha güçlü, daha müreffeh ve daha muktedir bir Avrupa taahhüdü olarak görülebilir. Hedeflerine ulaşmak için AB, güvenilirliğini muhafaza etmek zorundadır. Savunduğu değerlere uymalı ve ona göre davranmalıdır. Aynı anlayışla AB katılıma bağlı olduğunu ve her bir aday ülkeyi ve ilerlemesini kendi değerine göre ve üyelik kriterini karşılamasına göre değerlendirdiğini göstermelidir. Güvenilir, rasyonel ve muktedir bir AB, Türkiye ile katılım müzakerelerini ele alışını yeniden değerlendirmeli ve küresel politikadaki önemi ve ağırlığı sürekli artan bu aday ülkeye karşı sağlam ama adil bir yaklaşım benimsemelidir. Böyle bir yaklaşım AB’nin birleşik bir Avrupa’nın geleceğini ve dünyanın geleceğini şekillendirmek için bir vizyona sahip olduğunu göstermesine yardımcı olacaktır. Türkiye’nin AB’ye pek çok önemli alanda katkısı ancak aktif ve güvenilir bir katılım süreciyle tamamen etkin olacaktır. Harekete Geçme Zamanı AB-Türkiye Ortak Komisyonu Başkanı Helene Flautre’nin işaret ettiği üzere, AB tarafından alınan kararların mevcut müzakere sürecinin güvenilirliğini ve ciddiyetini gösterme zamanı gelmiştir. Bu yaklaşım, bir kazan kazan durumu olacaktır. Taraflar arasındaki güven yeniden tesis edilmeli ve halkta uyandırılan umutlar fiiliyata geçirilmelidir. Önümüzdeki yıllar entegrasyonu gerçek kılmalıdır.BYEGM’den alıntı yapılmıştır…

