Büyük Orta Doğu da Tehlikeli Bir Dönüşüm Yaşanıyor

Yorum YazınızAralık 20th, 2011 20:07

Büyük Orta Doğu'da Tehlikeli Bir Dönüşüm YaşanıyorAmerikalı muhafazakarların ‘Büyük Orta Doğu’ diye adlandırdıkları yerde tehlikeli bir dönüşüm yaşanıyor.İngiltere’nin Open Democracy adlı haber portalının haberidir.Daha doğrusu eski Osmanlı ve Pers imparatorluklarının olduğu yerde. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başında bölgede demokrasi hareketleri olmuştu ama birçok anayasal, Arap yanlısı ve İslam yanlısı hareket Avrupa’nın müdahalesiyle bastırılmıştı. Arap-İslam dünyasında sömürge sonrası diktatörlüklere karşı hem anayasal hem de farklı İslam yanlısı hareketler bir kez daha canlanıyor. Bir yanda bu hareketler barışçıl yollarla Tunus ve Mısır’da ABD ve Avrupa’nın desteklediği diktatörlükleri devirdi. Diğer yanda ise Libya’da Kaddafi diktatörlüğünü Arap Birliği, Körfez İş Birliği Konseyi ve NATO’nun yardımıyla güç kullanarak devirdi. Şimdi benzer hareketler Suriye’deki Esad rejimini devirmeye çalışıyor. Arap Birliği, Suriye’ye yaptırım uygulamak için harekete geçti. Bugünün ihtilafları birbiriyle etkileşim içinde dört boyutu olan bir geçiş krizi: İlki yolsuz ve otoriter hükûmetlere karşı popüler ve farklı İslamcı hareketlerle ilgili. İkinci boyut Suudi Arabistan, İran, İsrail ve Türkiye arasındaki dört taraflı stratejik bir rekabetle ilgili. Üçüncüsü ABD, Avrupalılar, Rusya ve Çin arasındaki küresel jeostratejik ve siyasi ekonomik rekabetle ilgili. Dördüncü boyut ise daha genel bir küresel mali krizin etkisindeki enerji arz ve talebiyle ilgili. Orta Doğu’daki değişim daha fazla demokratik özgürlük gibi önemli değişimlere yol açma potansiyeline sahip olsa da, farklı İslam yanlısı siyasi hareket biçimlerinin yükseldiği göz önüne alındığında yeni otoriterlik biçimlerine de yol açabilir. Bush yönetiminin 2003’te Irak’ı işgali İran’a Şii yanlısı hareketleri destekleyerek bölgede hegemonya arayışına girmek için bir fırsat sağladı. İran’ın nükleer silah becerisine sahip olma isteği Suudi Arabistan ve İsrail ile düşmanlığını artırdı. 2003 Irak savaşı sonrasında Türkiye ilk başta komşularıyla sıfır sorun politikası isterken İran’ın nükleer ve ileri füze programları nükleer silahlı bir Orta Doğu görüntüsünü gündeme getirdi. Eylül 2011’de aldığı kararla Türkiye olası bir İran füze saldırısına karşı Amerikan füze savunma radar sisteminin topraklarına konuşlandırılmasını kabul etti. İran faktörü Türkiye’nin Amerika’nın jeostratejik vizyonuna daha yakınlaşmasına yardımcı oldu. Ama bu Moskova’yı uzaklaştırma pahasına gerçekleşti. Moskova, NATO füze savunma sistemi planlarının sadece İran’ı değil Rusya’yı da hedef aldığına inanırken Kasım 2011’de Devlet Başkanı Medvedev, Kaliningrad ve başka yerlere nükleer silah yerleştirmekle tehdit etti. Eğer Rusya, ABD ve NATO nihayetinde füze savunma konusunda bir anlaşmaya varmazlarsa Moskova silahsızlanma görüşmelerini durdurabilir. Öte taraftan Türkiye, Suudi Arabistan ve İsrail’in, İran’ın nüfuzu ve bölgedeki ittifaklarına yönelik muhalefetleri bu üç ülkeyi beklenmedik bir jeostratejik iş birliği içerisine sokabilir. Türkiye, Suudi Arabistan ve İsrail arasında bir antant oluşması ihtimali, İsrail ile Filistin arasında bir anlaşmaya varılmasına yönelik umutları artırıyor. Bu üç ülke arasında oluşacak antant -ABD, Avrupa, Rusya ve Çin’in de katıldığı diplomasi ile birleşerek- İran’a karşı bölgesel diplomatik üstünlüğü güçlendirecektir. Bu diplomasi, İran’ı yalnız bırakmanın bir yoludur (direkt müdahale ve savaş olmaksızın). İkincisi, böylesi bütünleşmiş bir tutum İran ile bölgesel bir barış anlaşması imzalanmasını sağlayabilir ki bu anlaşma bölgedeki tüm ülkelerin kitle imha silahlarının kullanımına karşı olacakları ve nihayetinde kitle imha silahlarının ve nükleer silahların kullanımını yasaklayacak bir anlaşmaya uzanabilir. Öte yandan İsrail-Arap-Türk-İran barış anlaşması planlarını riske sokacak birçok senaryo söz konusu. Bunlara İsrail’in yeni Filistin devletinin kurulması için yapılacak barış anlaşmasını kabul etmemesi, İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine saldırması, Suriye’de anlaşmazlıkların devam etmesi, ABD, Rusya ve NATO’nun balistik füze savunma sistemleri konusunda anlaşamaması dâhil. Bu senaryolardan biri veya birkaçı bölge için çok tehlikeli olabilir. BYEGM’den alıntı yapılmıştır…Kaynak: Open Democracy

Paylaş :
  • Print
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • email
  • HelloTxt
  • MySpace
  • RSS
  • Technorati
  • Twitter
(oy)
Loading ... Loading ...

Yorum - comments

Henüz yorum yapılmamışBu konu hakkında bir şeyler yazmak istermisiniz..?

Please note: Use of a non-personal web site or blog in the field and/or comments that are off-topic, personal attacks, or support requests will likely be removed at my discretion.

Lütfen dikkat: Konu dışı yorumlar, blog reklamı, link kasma, kişisel saldırı içeren cümleler ve/veya destek içeren konuları yayınlamak yada silmek benim insiyatifimdedir.

:-P :idea: :-| :!: :mrgreen: :) :evil: :cry: :arrow: :-? 8-O :oops: :( :twisted: :-x :lol: :-o :-D :roll: :?: :wink: 8) more »